MahaMantra Doğal Yaşam Merkezi
International Yoga Federation
Get Adobe Flash player

Temmuz 2012

ZAMAN ELLERİNİZİN ARASINDAN KAYIP GİDİYOR MU?

Zamanın su gibi aktığı bir dönemdeyiz. Sanki ellerimizin arasından kayıp gidiyor zaman. Eğer Dünya’nın bu döneminde Uzakdoğu felsefelerinde adı ”maya” (bu değil, illüzyon, gerçek olmayan) denilen yanılgıya dalmaya eğilimli olursak, zamanı yakalamamız da herhalde hiç mümkün olamayacak.

Mayanın eseri olan maddi dünya o kadar güçlü ki, bizi cezbediyor. Ama ondan kaçmak da olmaz, inzivaya çekilmek ise hiç tavsiye edilmiyor. O halde ne yapmalıyız? Prensipte kendimizi Evrendeki Büyük Kaynak’la her koşulda bağlantıda tutabilmeyi başarmamız gerekiyor. Uzakdoğunun kutsal metni Srimad Bhagavad -Gita’da Yüce Mutlak: “BEN ZAMANIM!” diyor. Bu anlatımdan “zaman” ın tanrısal , ruhsal ve titreşimi yüksek bir kavram olduğunu algılıyoruz. O halde titreşimi düşük olan maddi frekansta kalarak, titreşimi yüksek ve ruhsal olan “zaman”ı nasıl yakalayabiliriz ki? Yakalayamayız tabii ki! İşte bu nedenle zaman ellerimizin arasından kayıp gidiyor, hastalanıyoruz, mutsuz olup, yaşlanıyoruz. Bu nedenle ruhsal çalışmalar yaparken maddi dünyanın cazibesine kapılanlar:
” TAKIL BANA HAYATINI YAŞA!” felsefeleriyle bir süre sonra ruhsal çalışmalarını bırakmak veya ara vermek durumunda kalıyorlar.

Maya denilen yanılgı ortamının içinde yaşantımızı sürdürüyoruz. Sürekli televizyon seyrederek, maddi işlerimize gidip gelerek, para kazanmak peşinde koşarak, maddi şeyleri almaya konsantre olarak, hep maddi konularla ilgilenen insanlarla birlikte olarak, negatif düşünerek, maddi dostluklar kurarak ve o dostlarımızla maddi mekanlarda geyik muhabbeti yaparak, enerjisi düşük yada hiç enerjisi olmayan yiyecek ve içecekleri yiyip içerek, duyusal zevk almaya çalışarak frekansımızı nasıl yükseltebiliriz ki?

Bir yandan da frekansımız yükseldiğinde bir önceki paragrafta bahsettiğim herşeyi yapabilir ama onların maddi enerjisini içimize almadığımız gibi, herbirindeki tanrısallığı da farkedebilir, ortaya çıkartabilir ve büyütebiliriz. Yani nesneleri, kişileri ve ortamları ruhsallaştırabiliriz. Çünkü o noktada artık maddi yaşamı uygulama şeklimiz değişmiştir. Böylelikle mayanın içinde mayadan etkilenmeden yaşamımızı sürdürebiliriz. Bu frekansa ulaştığımızda, çevredekiler üzerinde şok etkisi yaratarak onların hayatı tamamen farklı görmelerinde yardımcı olabiliriz. Bu konuda ermiş Haridas Takur’un hikayesi beni çok etkiler;

Haridas Takur Bangladeş yöresinde yaşayan  ermiş bir kişiydi. Gece gündüz hiç uyumaksızın Tanrının kutsal isimlerini hergün 300 bin kere tekrarlıyordu. Öylesine etkileyici bir şahıstı ki onu tanıyan herkes ona saygı gösteriyordu. Ramacandra Han isminde bir toprak sahibi Haridas Takur’a gösterilen saygıyı ve Haridas Takur’un adanmışlığını çekemediği için, onu küçük düşürecek bir plan hazırladı. Ermişi üç günde baştan çıkartabileceğini iddia eden bir fahişe bularak Haridas Takur’a gönderdi. Plan şuydu Fahişe bir kez birlikte olduktan sonra Ramacandra Han’ın muhafızı onları yakalayacak ve böylece Haridas Takur rezil olacak, gözden düşecekti.

Fahişe o gece tahrik edici bir şekilde giyinip süslendikten sonra Haridas Takur’un evine geldi ve onunla birlikte olmak istediğini söyledi. Haridas Takur ise ona şöyle dedi: Seni kabul edeceğimden hiç kuşkun olmasın fakat mantra meditasyonum bitinceye kadar beklemelisin. O zaman kadar lütfen otur ve kutsal isimleri söyleyişimi dinle. Haridas Takur sabaha kadar kutsal isimleri söyledi, fahişe de orada oturup onun çalışmayı bitirmesini bekledi. Sabah olunca da kalkıp gitti. Ramacandra Han’ın huzuruna çıktı ve yarın bu işin mutlaka tamamlanacağını söyledi.

Fahişe bir sonraki gece tekrar geldiğinde Haridas Takur ona “Dün gece bana biraz kızmış olmalısın, lütfen kusuruma bakma. Seni kesinlikle kabul edeceğim. Lütfen otur ve ben mantra söylemeyi bitirinceye kadar maha mantrayı söyleyişimi dinle.” Fahişe yine oturup beklemeye koyuldu. Beklerken de mantra söylemeye, Tanrının isimlerini tekrarlamaya başladı.

Gece sona ermeye başladığında sabırsızlanmaya başalayan fahişeye Haridas Takur ayda onmilyon kere söylemeye yemin etmiştim, bitirmeye çok az kaldı. Yarın kesinlikle bitireceğim ve serbestçe seninle beraber olabileceğim dedi.

Fahişe ertesi gün daha erken gitti ve tüm gece orada kaldı. Tüm gece kutsal isimleri tekrarladı. Gece sona erdiğinde Haridas Takur hala daha zikretmeye devam ediyordu ancak kutsal ismi sürekli üç gün boyunca dinleyen fahişenin aklı karışmıştı. Arındığını hissediyordu. Haridas Takur’un ayaklarına kapanarak herşeyi itiraf etti ve ondan özür diledi. Kendisine insaf etmesi ve düşkün ruhunu kurtarması için yalvardı.

Haridas ona şöyle yanıt verdi:”Ramacandra Han’ın kurduğu tuzaktan haberim var. Onun faaliyetleri beni mutsuz etmiyor. Seni kurtarabileceğimi bildiğim için burada kaldım ve bekledim.” Fahişe evineki tüm eşyaları ruhsal kişilere dağıtıp kutsal isimleri 300 bin kere söylemek üzere Haridas Takur’un evine geldi. Çok az yiyerek ve oruç tutarak duyularını kontrol etmesini öğrendi. Duyular kontrol altına alınınca Tanrı aşkını kalbinde duyumsamaya başladı. Kutsal bir kadın haline geldi. Ünü her yana yayıldı. Geçmişte fahişe olan bu kadının yüceliğini gören herkes bu işe hayret etti ve ona saygılarını sundu.

Doğan güneşin, bir okyanus kadar derin olan bu dünyanın karanlığını dağıtması gibi, Tanrının kutsal isimlerinin kusursuz olarak söylenmesi de canlı varlığın günahkar yaşamının bütün tepkilerini dağıtır.

HARİDAS TAKUR

Srimad Bhagavad-Gita mayadan etkilenmeden yaşayabilme  sonucuna  “Eylemlerin meyvelerinden vazgeçerek ve Evrendeki Yüce Mutlak’a kendini adayarak” ulaşılabileceğini söylüyor. Bunun için de mantra söylenmesi yeterlidir deniliyor. Mantra olarak aşağıda merkezimizin adını aldığı “Maha Mantra” ‘yı ,Tanrı’nın sıfatlarını (esmaül Hüsna) veya bildiğiniz duaları kullanabilirsiniz.

 

MAHA MANTRA:
(
Hergün en az 108 kere tekrarlanması faydalıdır)(Koruyucudur)

Hare Krishna Hare Krishna

Krishna Krishna

Hare Hare

Hare Rama Hare Rama

Rama Rama

Hare Hare
Son dönemlerde gezegene gelmeye başlayan kanal bilgileri, bu dönemde karanlık güçler aracılığıyla evrendeki negatif enerji artışının körükleneceğini belirtiyor. Bildiğiniz üzere dünya bir değişim yaşıyor ve bu değişimin bizi hangi frekansa götüreceğine gezegen üzerinde yaşayan biz insanlar karar vereceğiz. Eğer  negatife sıklıkla düşüyorsak, dünyadaki negatif enerji halkasına bir halka da biz takarak onu daha da büyüteceğiz. Pozitif üretmek negatif düşünceden biraz daha iyi. En azından gezegendeki enerjinin dengelenmesine bir ölçüde katkıda bulunuyoruz. Ancak asıl önemli olan düşüncelerimizin nötr olmasını başarmak. Yukarıdaki Maha Mantra’yı söylemenin bu konuda en önemli unsur olduğunu söyleyebilirim. Bu nötralizasyon ise bizi gerçek özgürlüğe götürür.

NÖTR OLMAK = GERÇEK ÖZGÜRLÜK

Düşüncelerimizi nötr hale getirdiğimizde nerde olduğumuzu, kim olduğumuzu ve neden buraya geldiğimizi anlayarak özgürlüğe ulaşabiliriz. Bunun için yüksek titreşime ihtiyacımız vardır. O titreşim de Tanrının kutsal isimlerinde mevcut. Uzakdoğunun kutsal metinlerinden Srimad-Bhagavatam:
“Yüce Mutlak herşeyin yüce yöneticisidir. Yaradılışta Yüce Tanrının öfkesinden korkmayan yoktur. Tanrı kendi adına şahsının güçlerini yüklemiştir. Herşey O’nunla bağlantılıdır. Korkunun kendisi bile O’nun isminden korkar. Yüce Mutlak ve ismi birbirinden farklı değildir. Tanrı’nın isimleri de kendisi kadar güçlüdür. Arada hiç fark yoktur. Yüce Mutlağın isimleri bilinçsizce veya şartların zorlamasıyla bile söylense bir anda kişinin gerçek özgürlüğe ulaşmasını sağlayabilir.” diyor.
Bizler düsüncelerimize odaklanarak yaratıyoruz. Aklımızı, zihnimizi sağlıksız gıdalar, bağımlılık yapan, şiddet, savaş, pornografi, nefret, hırs ve egoizm içeren TV dizi ve showları, korku içeren kötü haberler ile hergün bombardımana tutuyoruz. Bu bizi düşük titreşimdeki kızgınlık, öfke, suçlama, suçluluk duygusu, yorum, yargı, acıma ve acındırma duygusu gibi negatif kalıpların içinde kalmak sonucuna götürüyor. Gezegenin hali toplu düsüncelerimizin bir eseri. Bunu asla unutmayalım.
EN SON NE ZAMAN GÜZEL VE SAF BİRŞEY HAKKINDA DÜŞÜNDÜNÜZ?.
EN SON NE ZAMAN KENDİNİZ DIŞINDA BİRİLERİNE HİZMET ETTİNİZ?
Diğerlerine hizmet yolunu nasıl seçebilirim?

Başkalarına hizmet edebilmek için öncelikle kendimize iyi davranmalıyız. Varoluşumuzu ve yaşamımızı sevgiyle hissetmeye çalışıp, kutsamalıyız. Yediğimiz yiyecekler ve içtiğimiz su için, hayatta kaldığımız için, ihtiyaçlarımız karşılandığı için şükretmeliyiz. Düşüncelerimizin zannettiğimizden çok daha önemli olduğunun farkındalığında olalım. Evrendeki Kaynağın yansıması olan çevremizdeki varlıklara yardım etmek zaten doğamızda vardır. Bunu Mutlak Gerçek olan Kaynağa adayarak yapalım yani farkındalıkla. Her zaman bu adanmışlıkla yaşamımızı sürdürmeye konsantre olmalıyız. Karanlığın ağır bastığı bir dünyada ışık olup, korkusuzca karanlığın içindeki ışığı keşfetmeliyiz. Mantra bunu yapmada bize kolaylık sağlayacaktır.

Geçenlerde bir tanıdığım bana bir mail göndermişti. Hintli bir bey “Yılın Kahraman”ı seçilmiş. Mesleği beş yıldızlı bir otelde aşçılık olan bu bey, çevredeki evsizlere (Hindistan’da 200 milyon insan sokakta yaşıyor) hergün yemek yapıp götürmeyi kendisine gönüllü olarak iş edinmiş. Sabah saat 03.00 de C.tesi -Pazar da dahil olmak üzere kalkıyor, kazanlarla yemek hazırlıyor ve minibüsüyle dağıtımını yapıyor. Yemek götürdüğü insanlara yaklaşımı ise muhteşemdi. Gerektiğinde onlara saç sakal traşı yapıyor, Hindistan koşullarında onları leğende yıkıyor. Onlardan iğrenmiyor, sarılıyor, kucaklıyor. Hem sevgi, hem yemek vermeyi istediğini söylüyor. “Yemek maddi, sevgi ise ruhsal bedenlerine iyi gelecek!” diyor. Bu insan bana umut verdi biliyor musunuz? Onun kalbini gördüm. Kalbinin derinliklerinden gelen yardım etmek isteğini hissettim. Demek hala böyle insanların nesli tükenmemiş diye düşündüm. Kendimi mutlu hissettim:-) Dilerseniz aşağıdaki siteyi tıklayıp bu kişinin faaliyetlerini izleyebilirsiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=y_3BEwpv0dM

Baskasına ne yapıyorsak aslında kendimize yapıyoruz. 3.boyutu aşabilirsek aslında herşeyin büyük bir oyun olduğunu, herkesin ve herşeyin aynı özden kaynaklandığını göreceğiz. Tüm felsefeler ve dinler bu konuda aynı şeyi söylüyor.

YARADILANI SEVERİM, YARADANDAN ÖTÜRÜ…”

YUNUS EMRE

Zamanı yakalamanız dilekleriyle…
Sevgiler
Suddha Moyee



Etiketler: , , ,

Yurakı Git